Gündeme dön

Güven Ama Denetimi Bırakma: Ege Cansen ile Kapitalizm, Balon ve Banker Kastelli Dersleri

Ege Cansen güncel fon sarsıntısını 1929 ve 2008 tipi sistemik krizlerden ayırıyor: bugünkü tablo ağırlığıyla kriminal bir vaka. Milli gelir, fiktif servet, manipülasyon ve halka açılma kavramları Banker Kastelli ve Çiftlik Bank örnekleriyle birleşiyor ve tek cümlede düğümleniyor: güven ama denetimi bırakma.

Nodesdaily’e aktarım: (UTC+03:00)
YouTube'da izle — w8nxpk_ML58
Okuma seçenekleri

Bu tarayıcıda cihazdan sesli okuma kullanılamıyor.

Kavram merceği

Bu görünümde geçen teknik kavramlardan birini seç. Genel tanımı, öğretici örneği ve haberdeki kullanımını birlikte oku.

Bu görünümde sözlüğümüzdeki kavramlardan biri bulunmadı. Sözlük henüz tüm terimleri kapsamıyor.

Piyasaların birkaç haftadır çalkalandığı bir dönemde yapılan bu söyleşide ekonomist Ege Cansen, güncel fon sarsıntısını iktisadın temel kavramlarıyla ele alıyor. Programın sorularını Dr. Barış Esen yöneltiyor ve sohbet güncel dedikodunun ötesine geçip kapitalizmin yapısal özelliklerine uzanıyor. Cansen en başta net bir ayrım koyuyor: bugün yaşananlar ağırlığıyla kriminal dolandırıcılık vakasıdır, 1929 ve 2008 gibi sistemin kendi içinden doğan krizlerle karıştırılmamalıdır. Wikipedia üzerindeki Büyük Buhran kayıtları da 1929 çöküşünün hisse senedi balonu ve düzenleme eksikliğiyle büyüdüğünü gösterir.

Söyleşinin teorik omurgası milli gelir ile milli servet ayrımıdır. Milli gelir bir akımdır; akan su gibi her gün, her ay, her yıl yeniden doğar. Bu akımın bir kısmı tüketilir, bir kısmı barajda su tutar gibi yatırıma ayrılır ve yıllar içinde biriken yatırımlar milli servete dönüşür. Oranlar ülkeden ülkeye değişir: Türkiye kabaca yüzde 22-23 bandında seyrederken Çin yüzde 40-45 düzeyine çıkar, genel kabul ise yüzde 25-30 aralığıdır. O halde basit bir cebir kurulabilir: bir yıldan diğerine milli servet, kabaca o yıl yatırıma ayrılan pay kadar büyümelidir.

Gerçek hayat bu basit cebire uymadığında Cansen kapitalizmin kendi içinde hayali servet ürettiğini söylüyor. Ülke servet istatistikleri bir bakıma finansal tarafta iki katına çıkmış görünürken yatırıma ayrılan pay yerinde duruyorsa aradaki farkın maddi karşılığı yoktur. Fiktif denen şey budur: balon gibi var görünen ama içi boş bir şişkinlik. Satışa dönüşmediği sürece fiyat ekranında durur ve herkes kendini zengin hisseder. Ne var ki bu durum yalnızca ertelenmiş bir yüzleşmedir; realizasyon başladığında fiyatlar hızla geriler.

Bu mekanizma Elon Musk üzerinden verilen örnekle somutlaşıyor. Dahice bir girişimcinin uzay yolculuğu vaat eden şirketi için 500 milyar dolarlık hisse sattığı, hisselerin günler içinde 10 dolardan 20 dolara çıktığı varsayılıyor. Ortada yatan para bellidir ama fiyat, alıcıların birbirine satışıyla tırmanır: 10 dolardan alan 12 dolara satar, 12 dolardan alan 14 dolara devreder, herkes kâr ettiğini sanır. Oysa ortada yeni bir üretim yoktur, el değiştiren aynı kâğıttır. Kötü bir haber geldiğinde fiyat 15 dolara, sonra 10 dolara iner ve en son girenin elinde kâğıt kalır; YeniSafak derlemesindeki Ponzi tarihi de bu sona kalanın kaybettiği oyunun yüz yıldır aynı kaldığını gösterir.

Burada kritik eşik hile olup olmadığıdır. Kendi analizine dayanarak yükselir diye kâğıt almak spekülasyondur ve normal karşılanır; kimse kimseyi kandırmamış, herkes kendi riskini üstlenmiştir. Buna karşılık iki aracının alttan anlaşıp sağ elle sattığını sol elle alması, fiyatı yapay biçimde yukarı taşıması manipülasyondur ve suçtur. Piyasa jargonunda keriz silkeleme denen düzenek tam budur: al gülüm ver gülüm işlemleriyle fiyat tırmanıyormuş gibi gösterilir, dışarıdan atlayanlar gerçek alıcı sanılır. Sosyal medya bu ateşi büyütür; düşüş başlamadan çıkacağını sananlar da sat tuşuna basamaz, çünkü yükseliş sürerken her gün yeni bir bahane bulunur.

Cansen bu noktada kapitalizmin en zayıf yerinin aynı zamanda en güçlü motoru olduğunu söylüyor. İngilizcede capital markets denen sermaye piyasası ile kapitalizm neredeyse aynı kökten gelir ve bu tesadüf değildir. Eski ürün borsalarında buğday, koyun, üzüm gibi maddeler el değiştirirken sermaye piyasasında bizzat sermayenin kendisi alınıp satılır. Borsa kelimesinin Belçikalı bir ailenin soyadından geldiği, ilk buluşma yerlerinin meydanlardaki mal pazarları olduğu hatırlatılıyor. Ortaya çıkan oyun poker masasındakine benzer: dört oyuncu da kazandığını sanarak kapıdan çıkamaz, toplam sıfırdır ve kasa her zaman payını alır.

Halka açılma meselesi bu yüzden ayrıca ele alınıyor. Amerikan İngilizcesinde public corporation denen yapı, ortakları anonim olan, sahibinden çok hissedarı bulunan yapay bir varlıktır. Şirket batarsa hisse senedi sahibi kimseden para isteyemez, çünkü kâra da zarara da ortaktır. İşte bu nedenle halktan para toplayan şirketin dosyalar hazırlaması, üç yıllık kârlılığını ve beş yıllık projeksiyonunu ortaya koyması, yöneticilerin niteliklerini ve sektör analizini sunması gerekir. AktifPortfoy rehberlerinde de anlatıldığı gibi izahname, halka arzın anayasasıdır ve düzenleyici kurumların onayı olmadan arz yapılamaz.

Özgürlük ile denetim dengesi söyleşinin başlığına da taşınan cümlede düğümleniyor: insanlara güven ama denetimi bırakma. Alman disiplin kültürüne atfedilen bu ilke, güvenin denetimle çelişmediğini, tam tersine birbirini tamamladığını söyler. Cansen bunu 1950'lerin sonunda Hollanda gezisinde yaşadığı sahneyle anlatıyor: kaldırımda tezgahtarsız duran çiçekleri kimse çalmıyordu ve gençler bunu dürüstlüğe yoruyordu; rehber ise karşıdaki polis karakolunu gösterip dürüstlüğün adresini düzeltmişti. Denetim insanı daha dikkatli kılar, denetimsizlik ise baştan çıkarır.

Açgözlülük cephesinde greater fool denen varsayım işler: herkes kâğıdı kendinden daha yüksek fiyata alacak birinin çıkacağına inanır. Tramvay ve köprü satan Sülün Osman hikâyeleri bu saflığın tiyatral örnekleridir ama modern versiyonları çok daha kalabalıktır. BBC derlemesindeki Çiftlik Bank dosyası tabloyu rakamla koyar: 2016-2018 arasında 77 binden fazla kişiden 511 milyon liradan fazla para toplanmış, bir yılda yüzde 100 kâr vaat edilmiştir. Oyundaki hayvanların gerçek çiftliklerde yaşayacağı söylenmiş, tesisler ve bayiler açılmış, sonunda zincir çökmüştür.

Banker Kastelli faslı Cansen'in bizzat yaşadığı bir dönemdir. Cevher Özden'in ilkesi kayda değerdir: aksiyon pazarlamam, obligasyon pazarlarım. Yani hisse senedi değil borç senedi satar; şirket batsa bile borç senedinin sahibi tasfiyeden pay isteyebilir. Dönemin yüzde 12 faiz tavanı nominal fiyatları baskılarken Kastelli tahvilleri 100 liralık kâğıdı 80 liradan verip 85 liradan satarak fiili getiriyi yukarı taşımıştır. Wikipedia üzerindeki Bankerler Krizi kayıtları 300 bine yakın mağdurdan ve batan yüzlerce bankerlikten söz eder; Cansen'in aktardığına göre Kastelli üç kez batmış, ilk iki batışta müşterilerin anaparası korunmuş, son batışta Boğaz villaları elinde patlamıştır.

Kapitalizmin kendisi ise Cansen'e göre kurulmuş bir düzen değil, doğal bir akıştır. Milattan önce Mısır'da ya da antik Yunan'da ekonomik sistemin adı neydi diye sorar; insanlar yaşar, mübadele eder, sonradan gelenler isim takar. Kapitalizm kelimesini dolaşıma sokan da bu akışın eleştirmenidir: sermayenin getirisini büyütmeye kilitlenmiş düzeni teşhir etmek isteyen Marx, kitabı Capital olan düşünür olarak sisteme adını vermiştir. Sermaye bu okumada fiziki karşılığıyla anlam kazanır; 50 milyon dolarlık tasarruf gemiye dönüştüğünde finansal büyüklük fiziki varlığa tecelli eder.

Ekonominin ikiye bölündüğü fikrine de itiraz geliyor: reel ekonomi ile finansal ekonomi iki ayrı evren değildir, aynı evrene açılan iki penceredir. Bilanço diliyle bakılırsa varlık tarafı reel tarafı, yükümlülük tarafı finansman tarafını gösterir ama toplam aynıdır. Gayrisafi yurtiçi hasıla da bu yüzden hasıla, mahsul, ürün demektir; İngilizcedeki product kelimesi boşuna seçilmemiştir. Para bu tabloda yalnızca ölçü birimidir, trilyonluk rakamlar üretimin kendisini değil ölçüsünü anlatır. NurolPortfoy analizindeki 2008 anlatısı da bu bağı doğrular: düşük faizle dağıtılan konut kredilerinin paketlenip satılması finansman penceresinde şişkinlik yaratmış, bedelini reel tarafta üretim ve istihdam ödemiştir.

Kapanışta başarı ölçüsü yatırım verimliliğine bağlanıyor: alet çalışır, el övünür. Yollar, limanlar, fabrikalar ve santraller koyulan paranın maliyetinden fazla katma değer ürettiğinde toplum zenginleşir. Rekabet kapitalizmin, planlama ise sosyalizmin ayırt edici iddiasıdır; İngilizcedeki competition ile computation yakınlığı üzerinden ikisinin de mükemmelinin bulunmadığı hatırlatılır. Çin örneği bu pragmatizmin simgesidir: kedi metaforuyla anlatılan yaklaşım, rengi değil fare yakalamayı önemser. Buradan çıkan ders günceldir: ne kadar özgürlük varsa o kadar denetim gerekir ve sermaye piyasası bu dengenin kurulduğu ilk yerdir.

Görsel: nodesdaily AI

Videodaki anahtar anlar

  1. Fon krizi kriminal mi sistemik mi ayrımı
  2. Milli gelir akım milli servet stok benzetmesi
  3. Spekülasyon ve manipülasyon farkı
  4. Banker Kastelli anısı ve obligasyon ilkesi

AI yorumu

"Cansen bu söyleşide piyasadaki güncel sarsıntıyı kriminal vaka ile sistemik krizden ayırıyor ve denetimli özgürlük tezini savunuyor. Fiktif servet, manipülasyon ve halka açılma örnekleri tek bir omurgada birleşiyor: güveneceksin ama denetimi elden bırakmayacaksın."

AI değerlendirmesi

En güçlü itiraz, güncel fon vakalarının sistemik değil kriminal sayılmasının kapitalizmi aklamaya yaradığı yönündedir. Bu okumaya göre balon, kaldıraç ve gevşek denetim aynı zeminde buluştuğunda failin adı değişse de fatura yine küçük yatırımcıya çıkar; Wikipedia üzerinden 1929 ve 2008 kayıtlarına bakıldığında ortak payda hep denetim boşluğudur.

İkinci sınır, anlatının büyük ölçüde tarihsel anekdota dayanmasıdır. Hollanda çiçekçisi, Sülün Osman ve Kastelli hikâyeleri akılda kalıcıdır ama bugünkü fon mimarisiyle birebir örtüşmez; BBC derlemesindeki Çiftlik Bank rakamları ve NurolPortfoy analizindeki menkul kıymetleştirme zinciri gibi güncel mekanizmalar olmadan ders eksik kalır.

Yayıncının konumu da not edilmelidir: Yatırım Finansman ekranında konuşan bir ekonomistin sermaye piyasasını hem övmesi hem eleştirmesi doğaldır. Bu durum anlatıyı geçersiz kılmaz, ancak izleyicinin AktifPortfoy gibi bağımsız izahname rehberlerini ve YeniSafak gibi Ponzi tarihi derlemelerini de okuyarak kendi hükmünü kurması gerekir.

Kaynaklar

7 bağlantı; bunları kullanan başka yayımlanmış haber yok. Aynı bağlantıyı paylaşan haberler birbirini doğrulamış sayılmaz; kaynağın kökeni bağlantı sayısından çıkarılmaz.

ekonomi · kapitalizm · borsa · manipülasyon · banker kastelli · çiftlik bank · denetim

Konuyu takip et

Bu haberden önce

Aynı olayla editör tarafından ilişkilendirilmiş önceki haberlerden kısa bir okuma sırası.

Kanıt ve kaynaklar

Kaynak metnini, sürümünü ve köken bilgisini incele.

KAYNAKLARLA OKU

Bu haberi açalım.

Hesap kontrol ediliyor…