Gündeme dön

Claude, Riemann Zeta Sıfırlarının Üçte İkisini Kritik Doğruya Yerleştirdi

Cambridge'li matematikçi Ellie Sleightholm, Anthropic'in Claude modelinin Riemann zeta sıfırlarının en az üçte ikisinin kritik doğru üzerinde olduğunu göstererek alt sınırı %41,6'dan %67,25'e taşımasını, internetteki yanlış bilgileri düzelterek anlatıyor.

Nodesdaily’e aktarım: (UTC+03:00)
YouTube'da izle — kvLOiTxYSzA
Okuma seçenekleri

Bu tarayıcıda cihazdan sesli okuma kullanılamıyor.

Kavram merceği

Bu görünümde geçen teknik kavramlardan birini seç. Genel tanımı, öğretici örneği ve haberdeki kullanımını birlikte oku.

Bu görünümde sözlüğümüzdeki kavramlardan biri bulunmadı. Sözlük henüz tüm terimleri kapsamıyor.

Matematik bir krizin eşiğinde hissediliyor ve bunun sorumlusu, şaşırtıcı biçimde, bir yapay zekâ modelinin Riemann hipotezine bağlı bir problemde aldığı sonuç. Anthropic'in yayımlanmamış araştırma sürümü Claude, zeta fonksiyonunun kritik doğru üzerindeki sıfırlarının oranına dair on yıllık alt sınırı %41,6'dan %67,25'e taşıdı. Cambridge'de doktora öğrencisi olan matematikçi Ellie Sleightholm, bu gelişmeyi yapay zekâ çağında matematik adlı yeni serisinin ilk bölümünde ele alıyor; çünkü internette hipotez kanıtlandı veya hipotez çöktü diye dolaşan iddiaların neredeyse tamamı yanlış.

Her şey sayıların atomlarıyla başlıyor: 1'den büyük, yalnızca 1'e ve kendisine bölünebilen asal sayılar . 60 sayısını 2 × 2 × 3 × 5 diye yazmak gibi her tam sayı asalların çarpımı olarak tek türlü ifade edilir. Asal sayma fonksiyonu π(x), x'e kadar kaç asal olduğunu söyler; örneğin π(10) dörttür çünkü 10'dan küçük asallar 2, 3, 5 ve 7'dir. Bu fonksiyonun grafiği basamak basamak yükselir: asal gelmeyince düz gider, asal bulununca sıçrar. Gauss ile Legendre 18. yüzyılın sonunda bu basamaklı eğrinin x bölü log x'e yaklaştığını öne sürdü; bu asal sayı teoremi 1896'da Hadamard ile de la Vallée Poussin tarafından kanıtlandı. Ortalamayı biliyoruz; bilmediğimiz, bu ortalamadan sapmaların ne kadar düzensiz olabileceği.

Asallardan zeta fonksiyonuna

1730'larda Euler, paydaları kare olan kesirlerin toplamının, yani 1 + 1/4 + 1/9 + ... serisinin π²/6'ya yakınsadığını buldu; buna Basel problemi denir. Üsteki 2'yi s ile değiştirip 1/1ˢ + 1/2ˢ + 1/3ˢ + ... yazınca Riemann zeta fonksiyonu ortaya çıkar; s = 2 konulunca Basel sonucu geri gelir. Geometrik seri formülü, R = p⁻ˢ alınarak her asal için bir çarpana dönüştürülebilir ve Euler bu çarpanların sonsuz çarpımını aldığında zeta fonksiyonunun Euler çarpımı elde edilir. Açılımı, aritmetiğin temel teoremi sayesinde her tam sayının çarpmını tam bir kez üretir; 12 sayısının 1/(2²×3) olarak belirmesi gibi. Böylece asalların dağılımını anlatan fonksiyon, asalların kendisiyle çarpımsal olarak birbirine bağlanır.

1859'da Riemann belirli bir değerden küçük asalların sayısı başlıklı birkaç sayfalık makalesinde dahiyane soruyu sordu: Euler'in tanımını karmaşık sayılara genişletirsek ne olur? s = σ + it yazımıyla s artık karmaşık düzlemin her yerinde dolaşabilir; 3 yerine 3 + i koymak gibi. Gerçel kısmı 1'den büyük bölgede seri düzgün yakınsar ve ortaya büyüleyici dönüşümler çıkar. Geri kalan yarı düzlemin temsili ise analitik devam denen, karmaşık analizin tek türlü olmasına izin verdiği genişletmeyle yapılır. Bu genişletme, 1 + 2 + 3 + ... toplamının neden −1/12 ile ilişkilendirildiğini de açıklar. Zeta fonksiyonu bu haliyle asal sayma fonksiyonunun büyümesi, yani x/log x çizgisine ne kadar sadık kalındığı hakkında doğrudan bilgi taşır.

Zeta fonksiyonunu sıfır yapan girdiler, yani ζ(s) = 0 eşitliğini sağlayan karmaşık sayılar, hikâyenin kalbidir. −2, −4, −6 gibi negatif çift sayılardaki aşikâr sıfırlar formüldeki sinüs çarpanından gelir ve kimseyi heyecanlandırmaz. Önemli olan aşikâr olmayan sıfırlar dır; Riemann bunların gerçel kısmı 0 ile 1 arasında kalan kritik şerit te yaşadığını gösterdi. Hipotez, bu sıfırların tamamının gerçel kısmı tam 1/2 olan kritik doğru üzerinde olduğunu iddia eder. ClayMath'in (Clay Mathematics Institute) Milenyum listesinde bir milyon dolar ödül konan problem budur: ortalama dağılımı asal sayı teoremi verir, ortalamadan sapmayı ise hipotez belirler. İlk aşikâr olmayan sıfır yaklaşık 1/2 + 14,134725i konumundadır ve tek bir karşı-örnek, yani doğru dışında tek bir sıfır, hipotezi yıkmaya yeter.

1859'dan 2026'ya: oranların tarihi

Oran fikri bir asırdır adım adım büyüyor. 1914'te Hardy kritik doğru üzerinde sonsuz çoklukta sıfır olduğunu kanıtladı; sezgisel olarak güzel ama hipoteze yaklaştırmayan bir sonuç, çünkü doğru dışında da sonsuz sıfır olabilir. 1942'de Fields madalyalı Selberg, sıfırların pozitif bir oranının doğru üzerinde olduğunu gösterdi; yani sabit bir yüzde garanti altına alındı. Konuşmacının aktardığı kronolojiye göre Levinson 1974'te bu oranı %34,7'ye, Conrey 1989'da %40,9'a taşıdı, 2022'de %41,7 görüldü. AMS Notices'taki Conrey derlemesinin hatırlattığı gibi Hilbert bu problemi 1900'deki Paris konuşmasında 23 problem arasına koymuştu; o günün merakı bugünün endüstrisine dönüştü. Hakemli çizgide Bui, Conrey ve Young 2011'de %41 barajını aşmıştı; Anthropic'in devraldığı resmi rekor %41,6 idi.

Anthropic duyurusunu 10 Ağustos 2026'da bir X paylaşımı ve açıklayıcı yazıyla yaptı; TechSpot'un aktardığı gibi deneyi yapan yayımlanmamış bir araştırma sürümüydü. Mesajın ilk cümlesi özellikle önemli: ekipten matematikçi olmayan Jarred Sumner, Claude'dan hipotezin kendisine gerçekten asılmasını istemiş, model denemiş ve başaramamış; ama denerken ilgili problemde beklenmedik ilerleme kaydetmiş. İşte sosyal medyadaki kafa karışıklığının düğümü buradadır: şirket çözmedi, ilgili problemde ilerledi derken, paylaşımlar kanıtlandı, düştü, gelecek yıl düşecek diye çoğaldı. Sleightholm'un videosunun ana motivasyonu da bu yanlış bilgi seliyle hesaplaşmak.

Altmış ajan, bir buçuk gün

Orkestrasyonun ölçeği şaşırtıcı. İlk turda Claude 650 fikir üretip denedi, hiçbiri tutmadı; her matematikçiye tanıdık gelen bir tablo. İkinci turda Sumner modeli yeniden zorladı ve Claude yaklaşık 60 alt-ajanı bir buçuk gün boyunca koordine etti. Anthropic'in dipnotuna göre bu ajanlardan ikisi çekirdek matematiksel fikirleri geliştirdi, 13'ü bu ikisine fikir taşıdı, 30'u yeni fikir denedi ama başaramadı, 13'ü doğrulayıcı hakemlik yaptı, son ikisi ilk makale taslağını yazdı. Ekip toplam 2.400 kabuk komutu çalıştırdı, yüzlerce Python betiği yazdı ve 31 milyon çıktı jetonu harcadı; bilinen zeta sıfırlarına karşı binlerce sayısal test yapıldı. Bu süreçte Sumner'ın katkısı çoğunlukla devam et, kendine inan türünden cesaret mesajlarıydı; modelin baştaki şüpheciliğini kırmaya bu telkinler yardım etmiş görünüyor.

Dönüm noktası bir başarısızlıktan çıktı. Claude problemi altı basamaklı bir merdiven gibi dizdi ve en üst basamakta hipotezi zorunlu kılacak türden bir matematiksel nesne inşa etmeye çalıştı; tutmadı. Ama R4 adlı ajan, incelenen yapının pozitif iç-çarpım uzayı gibi davranmadığını, pozitif ve negatif yönleri olan belirsiz bir yapı olduğunu fark etti. Önce engel sayılan bu durum, yaklaşık 12 saat sonra nimete çevrildi: E2 adlı ajan, negatif kısmı doğru-dışı sıfırları saymakta kullanmak yerine argümanı tersine çevirip pozitif kısımla doğru üzerindeki sıfırları sabitlemeyi denedi. Buradan sıfırların en az yarısının ayrık ve kritik doğru üzerinde olduğu iddiası doğdu. Claude buna da şüpheyle yaklaştı; birbirini görmesi yasaklanan bağımsız hakem ajanlar saldırıya geçti ve gerçekten bir matris açığı bulup düzeltmeyi de başardı. Böylece %50 eşiği tuttu.

Sonrası ince ayar ve inat hikâyesi. Matematiksel pencerenin iyileştirilmesi oranı %50'den ancak %50,66'ya taşıdı; yüksek moment denemesi de teorik tavana çarptı. Kalan umut E2 çiftleri denen faktöre kaldı ve ajan kanıtı diske yazdıktan sonra altyapı arızasıyla çöktü; koordinatör terk edilmiş kanıtı satır satır inceleyip ajanı yeniden başlattı ve sonucu iki kırıcı ajana eşzamanlı gönderdi. Sonuç: sıfırların en az üçte ikisi ayrık ve kritik doğru üzerinde. Son bir rötuşla oran %67,25'e yükseldi. arXiv'deki Alpöge-Furman makalesi bu sonucu resmileştiriyor: ağırlıklı sayımda en az üçte iki, farklı sıfırlarda en az altıda beş; Montgomery-Taylor penceresiyle sabitler 0,6725 ve 0,8362 oluyor. Makale, Montgomery'nin 1973 çıkarımını koşulsuz hale getirdiğini, Weil Hermitsel formu üzerine kurulu sonlu boyutlu matris temsiliyle Sylvester atalet yasası nı birleştirerek başardığını belirtiyor; yumuşatıcı, sıfır-yoğunluk tahmini veya sıfırsız bölge kullanılmıyor.

Doğrulama ve neden kanıt sayılmadığı

Claude işini sağlama almak için alt-ajanlara kanıtları inceletti, karşı-örnek arattı, bulgunun bağımsız baştan-kanıtını ürettirdi ve sonucun daha önce bulunmadığını denetlemek üzere arXiv'den 54 makale indirdi. Ardından bulguyu makale olarak yazmayı kendisi önerdi ve sonraki okur insan olmalı diyerek bir sayı teoricinin denetimini şart koştu. Anthropic'in iki matematikçisi Levent Alpöge ile Ralph Furman çalışmayı inceleyip doğruladı; alandan Brian Conrey ve Dan Goldston kısa sürede makaleye baktı. Paralel olarak Eric Easley ile Lean dilinde biçimsel kanıt üretildi; Lean, her mantık adımını bilgisayarın denetlediği bir ispat yardımcısıdır ve sonuç standart doğrulayıcıdan geçti. Bu zincir, yapay zekâ ürünü bir matematik iddiasının ciddiye alınması için gereken asgari ciddiyeti gösteriyor.

Ve en kritik nokta: bu sonuç hipotez lehine veya aleyhine kanıt sayılmaz; koordinatörün kendi sözleriyle doğru üzerindeki oran, hipotezin doğruluğuna dair hiçbir yönde kanıt sunmaz. %100'e ulaşılsa bile durum değişmezdi; Anthropic bunun teknik sınırını da açıkça yazıyor. Sezgiyi Sleightholm tam kare sayılarla kuruyor: ilk n tam sayı içinde yaklaşık n − √n kadarı tam kare değildir, oran 1 − 1/√n ile bire yaklaşır; yani neredeyse %100'ü kare değil dense bile sonsuz çoklukta tam kare vardır. Aynı şekilde doğru-dışı sıfırlar toplam içinde eriyip gidecek kadar seyrek, ama yine de sonsuz olabilir. Dolayısıyla %67,25 etkileyici bir alt sınırdır, kapanış değildir.

Sleightholm buradan beş derse geçiyor. Birincisi hız: birkaç yıl önce sohbet robotuna tek soru sormaktan, bugün birbirleriyle konuşup iş bölümü yapan, bağımsız çalışan altmış ajanlık bir ekibe geçildi; üniversitedeki bir araştırma grubu gibi. İkincisi korkuluklar: bu ölçekte bir ajan ekibine kötü niyetli bir odağın eriştiğini hayal etmek ürpertici; Anthropic'in kötüye kullanım araştırmalarını yayımlamasını olumlu buluyor ve şirketlere baskı istiyor. Üçüncüsü, Milenyum problemlerinin yapay zekâ kıyaslarına dönüştürülmesi: yüzlerce sayfalık kanıtlar üretiliyor ama matematik topluluğunun bunları sindirecek hakem kapasitesi yok; OpenAI'ın matematik maratonuna verdiği kredileri tepkiler üzerine çekmesi, iki camianın birlikte çalışması gerektiğini gösteriyor. Dördüncüsü şeffaflık: Anthropic kayıtları açtı ve denedik, çözemedik, işte bulduğumuz dedi; oysa OpenAI'ın Navier-Stokes duyurusunda zemini hazırlayan iki matematikçinin adı ilk raporda yoktu. Beşincisi ise Tao'nun sorusu: matematik hiç yalnızca kanıt üretmek olmadı; yeni fikir, neden-anlama, anlatma, alanları bağlama ve aktarma işi, kanıt bolluğu çağında daha da önemli hale gelecek.

Kapanışta doktora öğrencisi kimliğiyle konuşuyor: alanı baştan aşağı değişirken hem heyecanlı hem korkmuş hissediyor ve izleyicileri bu geleceği birlikte tartışmaya çağırıyor. Video, matematik krizi şakasıyla açılıp topluluk çağrısıyla bitiyor; aradaki 35 dakikada asallardan zeta fonksiyonuna, Euler çarpımından kritik doğruya uzanan tam bir mini-kurs ve onun üstüne ajan-orkestrasyonunun perde arkası sığdırılmış. İzleyici videoyu kapatırken hem hipotezin ne olduğunu hem de bir dil modelinin 60 kişilik görünmez bir ekiple bir buçuk günde neler yapabildiğini öğrenmiş oluyor.

Görsel: nodesdaily AI

Videodaki anahtar anlar

  1. Açılış: matematikte kriz hissi ve Riemann bağlantılı ilerleme
  2. Yeni seri tanıtımı: yapay zekâ çağında matematik
  3. Asallar ve asal sayma fonksiyonu
  4. Basel probleminden zeta fonksiyonuna
  5. Riemann'ın 1859 makalesi ve analitik devam
  6. Kritik doğru ve hipotezin ifadesi
  7. Oranlar tarihi: Hardy'den Selberg'e
  8. 650 başarısız fikir ve 60 ajanlık ikinci deneme
  9. Alt-ajanların görev dağılımı
  10. %50 iddiası ve kör hakem denetimi
  11. 54 makalelik literatür taraması ve doğrulama
  12. Lean ile biçimsel kanıt
  13. Kare-sayısı analojisi: neden oran kanıt değil
  14. Tao'nun kanıt bolluğu çağı ve kapanış

AI yorumu

"Bu sonuç beni hem heyecanlandırıyor hem tedirgin ediyor: altmış ajanlık bir ekip bir buçuk günde sayı teorisinin on yıllık barajını yıktı. Yine de manşetlere değil, kanıtın kendisine bakmak gerek."

AI değerlendirmesi

En güçlü itiraz sayıların kendisinden geliyor: kritik doğru üzerindeki oran ne kadar yükselirse yükselsin, hipotezin doğruluğuna dair hiçbir yönde kanıt sayılmaz; bunu söyleyen bizzat Claude'un koordinatörü. arXiv'deki Lamzouri makalesi aynı %67,25 ve %83,62 sayılarına daha kısa bir Hilbert uzayı eşitsizliğiyle ulaşıyor ve üstüne iki yeni tahmin ekliyor; yani ana fikirsel yük yine insan matematiğinde duruyor: Montgomery'nin 1973 teknikleri, Aryan ile Baluyot, Goldston, Suriajaya ve Turnage-Butterbaugh'un koşulsuzlaştırma çalışmaları ve Bombieri'nin 2000 tarihli makalesi. Anthropic'in kendi yazısı da sonucun on yıllara yayılan bu birikime dayandığını açıkça belirtiyor, dolayısıyla yapay zekâ tek başına çözdü anlatısı abartılı.

Sınırlar da açık: makale ön-baskı aşamasında ve hakem denetiminden geçmedi; Conrey ile Goldston'un incelemesi kısa sürede yapılan bir gözden geçirme. Eric Easley ile üretilen Lean formelleştirmesi ifadenin makine denetiminden geçtiğini gösterir, yani mantık zinciri bilgisayarla doğrulanmış olur, ancak ispatın özgünlüğünü veya önemini derecelendirmez. Olumlu tarafta ise Anthropic'in süreç kayıtlarını, başarısız 650 fikri ve ajan dökümlerini açması var; bu şeffaflık, benzer iddiaların aksine, iddianın ciddiye alınmasını sağlıyor.

Konuşmacının konumunu da not etmek gerek: Sleightholm Cambridge'de doktora öğrencisi ve yapay zekâ çağında matematik serisini yeni başlatıyor; abone çağrısı ve topluluk kurma motivasyonu anlatının heyecan tonunu açıklıyor. Videoda Outside In adlı yün giyim markasına kişisel indirim kodu (Ellie 10) paylaşıyor; kendi ifadesiyle ücretli tanıtım değil ve evsizlere bağış modeline dayanıyor, yine de kişisel marka ile içerik aynı karede duruyor. Matematikçilerin yapay zekâ şirketlerine yönelik genel şeffaflık eleştirisini bizzat seslendirmesi ise bu çıkar dengesini dürüstçe ortaya koyuyor.

Okur için pratik çıkarım şu: Riemann kanıtlandı veya hipotez çöktü manşetlerini gördüğünüzde aranacak sayı %67,25'in neyi saydığıdır; basit ve kritik doğru üzerindeki sıfırların oranı, hipotezin kendisi değil. Konuyu ciddiye takip etmek isteyenler üç belgeye bakmalı: arXiv'deki Alpöge-Furman ön-baskısı, Anthropic'in açıklayıcı yazısı ve Lean kaydı. Genç araştırmacılar için asıl ders yöntemde: şüpheci koordinatör, birbirini görmeden çalışan kör doğrulayıcılar, 54 makalelik literatür taraması ve sonraki okur insan olmalı ilkesi; ajanlarla çalışan herkesin kopyalayabileceği bir disiplin.

Kaynaklar

6 bağlantı; bunları kullanan başka yayımlanmış haber yok. Aynı bağlantıyı paylaşan haberler birbirini doğrulamış sayılmaz; kaynağın kökeni bağlantı sayısından çıkarılmaz.

riemann hipotezi · claude · anthropic · asal sayılar · zeta fonksiyonu · yapay zekâ ve matematik · lean

Konuyu takip et

Bu haberden önce

Aynı olayla editör tarafından ilişkilendirilmiş önceki haberlerden kısa bir okuma sırası.

Kanıt ve kaynaklar

İzinli kaynak metnini, sürümünü ve köken bilgisini incele.

KAYNAKLARLA OKU

Bu haberi açalım.

Hesap kontrol ediliyor…